29 Şubat 2012 Çarşamba

"hiç bir hayalet yoluna devam edene kadar huzura varamazmış" :)


Bir doğumgünü hediyesi; en kocaman sırıttıranından :)
Mutluluk kurabiyelerim, yedikçe güleyim diye!
Ben yemeğe kıyamadım, baktıkça sırıttım :)
Biraz zorlamayla geldi hediyem ama olsun bu kadarını da beklemiyordum :)

Bir dizi; normalde şiir sevmeyen beni şiirle mest eden!
Hikayesi zaman zaman canımı sıkmaya başlasa da..
Benim hayatımdan parçalar sunan sahnelerinin olması sinirlerimi bozsa da, takip ettiğim tek dizi!
Leyla ile Mecnun!


Bir şiir; Turgut Uyar..

Göğe Bakma Durağı
İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
Bu evleri atla bu evleri de bunları da
Göğe bakalım
Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
İnecek var deriz otobüs durur ineriz
Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya
Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
Herkes uyusun bir seni uyutmam birde ben uyumam
Herkes yokken biz oluruz biz uyumıyalım
Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
Beni bırak göğe bakalım
Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
Tuttukca güçleniyorum kalabalık oluyorum
Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
Bana dönesin diye bir bir kapattım
Şimdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
Bir ellerin bir ellerim yeter belleyelim yetsin
Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
Durma kendini hatırlat
Durma göğe bakalım

..ve bir şarkı, söz müzik bayıldığım..

bir de tam şu anda geçmişten çıkıp gelen bir anıdan kopan kelime; "rehabilite etmek"
2 haftadır kendi kendime yaptığım şeyin adı.

"Rehabilitasyon, kişinin herhangi bir nedenle oluşan kalıcı veya geçici yetersizliklerinin, kaybedilmiş bazen de limitlenmiş olan fonksiyonel kapasitesinin belirlenerek tedavi edilmesi, psikolojik sosyal ve mesleki açıdan da desteklenerek günlük yaşamda bağımsız duruma gelmesini sağlamaktır."

:))

19 Şubat 2012 Pazar

..acıydı dünyanın diğer adı..

     işte hayatım yine kendin tekrarlamakta, mideme kramplar giriyor, kalbim sıkışıyor..ve benim hayatımda hiç bir gelişme yok, yine başa dönüş..
     istanbula bahar gelmiş..çıktım gezdim nargilemi içtim...ama dön dolaş aynı yere gel, aynı beklentiler içinde sıkış..ve çıkış yolu sandığı yol seni hep aynı yere çıkarsın..labirent gibi!ruhum daralıyor!
     istanbul da öyle zaten kaç haftadır, her haftasonu hava açtı diye sevinip, hafta içi karla yüzleşiyoruz.üşümekten bıktım! Allah sokakta kalanlara yardım etsin..
     zaman geçsin diye yazıyorum..bekliyorum..boşa beklediğimi bilerek..çok sıkıldım.....

1 Şubat 2012 Çarşamba

bahçemin kış hali..




hiç bi kıştan bu kadar nefret etmedim.kara elimi bile sürmedim.şimdiye kadar hiç bi kar ölümü düşündürmedi.ama çamlar kar kaplı da güzel..ve ömrümün en uzun ömrümün en kısa ömrümün en çocuk ömrümün en ihtiyar yolu..böyle de güzel..

12 Ocak 2012 Perşembe

http://www.youtube.com/watch?v=RScAp6X-ec8&feature=share&fb_source=message

ne kadar harika bi melodisi var..alt yazısı olmasa da yumuşatırdı kalbimi..müziğin ve kokunun bu etkisine bayılıyorum, ruh halimi anında değiştirebiliyorlar.
      Bir kaç gündür yine depresyona meyilliyim.Canımı sıkan bi şeyler var ama canımı sıktıkları için mi depresyona yöneliyorum yoksa depresyona yöneldiğim için mi canımı sıkıyorlar çözebilmiş değilim.Yani kısacası her zamanki gibiyim işte."Ben" öyle her istediğinde değiştirebileceğin bir şey değil ki..değişmek istiyorum, daha anlayışlı, daha ince, daha kararlı, yeri geldiğinde daha çirkef, daha cadı olmak..yani böyle sinik, -şu aralar ki kişilik durumum- "o da olur" "hmmm bu da iyiymiş bu da olur" "amaann napalım böyle de olur" modundan çıkmak istiyorum.kesin çizgiler istiyorum.Ama istemekle olmuyor galiba..yıllardır beyne, egoya kaydedilen şeyler değiştirilemiyor söylemekle..neysen osun...
      

8 Aralık 2011 Perşembe

PARİS'TE GECE YARISI


Türk nostaljisinden sonra bu akşam da Fransız nostaljisiyle huzur buldum! Geçmişten gelen mükemmel sanatçılar, mükemmel nostaljik müzikler, danslar, romantizm.. Bi ara sınırsız hayal gücüm sayesinde içinde hissettim kendimi :) kalbiniz hafifleyecek, yavaşlayarak melodik ritmlerle attığını hiseedeceksiniz :) sonunda yine olmanız gereken dönemde yaşamaya ikna edilmeye çalışılacaksınız ama, elinizde olsa kahramanınıza "good bye.." öpücüğü kondurup, 1920lerde,1890'larda kalmak isteyeceksiniz..Kesinlikle daha detaylı, daha uzun bir film olmalıydı!
 

5 Aralık 2011 Pazartesi

Dedemin İnsanları


En son yazdıklarımın üzerine bu film çok iyi geldi! "hıhh! işte ben de bunu anlatmaya çalışıyordum" dedim! aynı evde 3 kuşak, kalabalık kahvaltılar, yemekler, komşuluklar...gündüz vakti dükkanı kapatma gerekliliği duymadan öğle yemeğine gidebilme... yaşlı teyzenin "ahiretlik bohça"sını para almadan hazırlayan manifaturacı... hem hak geçmesin diye hem de ikram olsun diye, müşterinin istediğinden 4 parmak fazla kesmek kumaşı... göçtüğün yerlere duyulan özlem.. hiç bir yere ait olamama duygusu..Bu ara en zayıf olduğm noktaya dokundu! O dönemlerde yaşamak istedim, iyilik kazansın, mutlu yaşayalım, herkes çocuklarını sevgiyle yetiştirsin istedim. Aslında herkes bizim insanımız, biz de onların.."dostuz biz!" Bu işlerden çıkar sağlayan, kalbi kirli insanlar olmadan mutluyuz..
"çok içimizden" diyemiyorum film için, çok uzak, çok özlediğimiz sahneler..
benim gibi özlem çekenlere şiddetle tavsiye ediyorum!
ve filmden en sevdiğim cümle;
"hiç bir şey hayat kadar şaşırtıcı değildir"